Hep bir tereddüt olur içimde, genemi kıyaslama yapacağım o "Kahve sesli ince sızı çocuk Kâzım"la diye,
Açıklamsı basittir; Öylesine masum, sade, şeffaf, bir o kadarda hislerimizden birini aramak.
Nerede mola verseniz o sesi duyarsınız aslında...
Sanırım sorun mola vermeden duyabilmekte...
Hislerinin tek harfine dokunmadan; "EKA"
"Eka - Ar Lazi Oxorca (Bir Laz Kadını), S. Refika Kadıoğlu ile müziğin içim(N)de 1 yolculuk.
"Yıllarca kulağıma dolan ve kalbimde biriken ezgileri Bir Laz Kadını (Ar Lazi Oxorca) olarak oğluma ve tüm dünya çocuklarına armağan ediyorum..."
"As a Laz woman I'm dedicating these songs which filled my heart and ears for many years, to my son and to the children of the world..."
"Yıllarca taşıdığım
sevgili hüzün
yeni yaşıma girerken
büyümek arzusuyla
kendi "SES"ini duyuyor
ve duyduğu bu sesi paylaşıyor"
"The dear sadness
I carried for years,
while becoming older,
hear its "VOICE"
and shares this voices..."
"Köyler kalmış aramızda; evler, hayatlar, savrulmuş hikayeler, kimsenin aktörü olmak istemeyeceği GÖÇ hikayeleri... memurluk demiş kimi adına, kimi de gurbetlij... kimi çok hevesli, kimi şaşkın gitmiş; hiç bilmediği, biraz ürktüğü kocaman şehirlere...
O ürkek, o titrek yüreklerin nesilleriyiz; kimlik'siz, kendi'siz, yurt'suz hikayelerin başkahramanları... hani ara ara hepimize "ne işimiz var bu şehirlerde" dedirten kafa karışıklıkları arasında büyüdük; kim ve ne olma durumu muallakta...
Büyüdüm bir baktım babaannem ve dedemi seviyorum çoğundan önce... Onların köylerini özlemelerini seviyorum. Topraklarına bağlılıklarını, DERE'ye karşı saygılarını, evlerine olan sevgilerini... Onların her zaman Lazca konuşmalarını seviyorum. Onların "kimlik"sizleşememelerini seviyorum...
Her ikiside şart koştu; ölmeden az önce; mezarlarımız Pi3xala'da olacak diye... Şimdi mezarları Pi3ala deresinin yanıbaşında; kavakta...
Arıların bal teknesidir KOMAR (orman gülü) çiçekleri... Otuzumda gördüm KOMAR çiçeğinin ilk morunu açışını... Her baharda öbek öbek açan KOMAR çiçekleri... KOMAR'ı baharın yerine koyar severim ben... Yeniliğin, cesaretin, başlangıcın yerine...
Babaannemi andım, kend,me baktım... anne oldum, kendime baktım... kendime baktım; SESimi duydum...
Şimdi ise anadilimde SESleniyorum dünyaya..
Lazca söylüyorum şarkılarımı"
***
Kendisine olan inancımı hiç yitirmediğim, güvendiğim değerli müzik adamı ve sevgili eşim "Birol Topaloğlu"na, bir gün Laz gençlerine ulaşacağı inancını hiç yitirmeden sesiyle tüm eserlerini makara bantlarına aktaran büyük düşünür, sanatçı "Helimi Xasani"ye (1907-1976), bu değerli kayıtları yıllarca saklayıp arşivleyen ve koşulsuz olarak paylaşan Sarpi köyünden "Cemal Vanilişi"ye, halk şarkılarını çocukları gibi koruyarak söyleyen ve zorla (!) bana öğreten Sarpuli Trio grubuna ve Tüm Sarpi Köyü halkına, yıllardır varlıklarıyla cesaret veren kadın müzik grubu "Dalape Nena" özelinde; şarkıları bugünlere taşıyan kadınlara, her sene artan bir inançla Yeşil Yayla Festivalini birlikte büyüttüğümüz Gola Derneği'nin tüm genç ekibine, hayatıma girdiğinden beri bir melek gibi etrafımda olan, inanan, inandığım, saygıyla sevdiğim, bana "kendi SES"imi farkettiren barışcıl ve feminist Laz aydını "Kutay Derin Kuğay"a, var olma mücadelesini onurla yürüten "Güler"e, uzaklarda bir yerlerde gökyüzü aracılığıyla seslendiğim kardeşim "Tuncay"a ve her kim ki çabasını yürütüyorsa; evren için, canlılar için, BARIŞ için, O'na şükranlarımı sunuyorum...
Ve elbette ki; doğru bildiklerini en iyi şekilde yapmaya çalışan anneme ve babama, varlığıyla güç katan kardeşim "Uğur"a "Hale, Toygar, Oytun" ve tüm aileme, oğlumun büyük ailesi "Nazmiye-Enver Topaloğlu ve değerli çocuklarına",
EKA projenin yetenekli ve keyifli çalışma arkadaşı; Türkay Nişancı'ya,
EKA sürecinin sessiz ve sırdaş çetesi; "Bengi Ertem, Reyhan Yıldız ve Zeliha Topaloğlu"na,
EKA'yı ilk duydukları andan itibaren heyecanımı paylaşan müzisyen arkadaşlarım; "Richard Laniepce, Muammer Ketencoğlu ve Burhan Hasdemir"e,
ve de Refika'yı EKA diye söyleyerek; ismime anlamlar yükleyen küçük kız çocuğu "Tuğba"ya, sonrasınd da bu ismi sevgiyle yaşatan herkese candan teşekkür ediyorum...
S. Refika Kadıoğlu
13 Şubat 2011